SÜLÜK TARİHİ

SÜLÜK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

Sülük tarihte bilinen en eski tedavi yöntemlerinden biridir.

• 20. Yüzyıl başlarına kadar çok yaygın kullanılmış ve önemini korumuştur.
• Eski Avrupa dillerinde ‘doktor’ veya ‘iyileştirici’ anlamında kullanılmıştır.
• 4. Parmak eski İngilizcede læcfinger (leech finger-sülük parmağı), Latincede digitus medicus, Yunancada daktylus iatrikos olarak adlandırılmıştır. Çünkü eskiden 4. Parmaktaki damarın direk kalbe bağlandığı varsayılırdı. 4. Parmak sağlıkla ve kalple direk ilişkili sayılır ve bu yüzden evlilik andına kalben bağlılığın işareti olarak yüzük bu parmağa takılırdı.
• Rusya’da ilk Sülük enstitüsü 200 yıl önce kurulmuştur.
• 1900’lü yılların başında kanın pıhtılaşmasını geciktirici ilaçların bulunmasından sonra Avrupada gözden düşmeye başlamıştır.
• Rusya ve diğer Sovyet ülkelerinde yaygın kullanımı devam etmiştir.
• 1868’de Louis Pasteur beyin damarı tıkanıklığına bağlı felç geçirmiş ve doktorunun uyguladığı sülük tedevisi ile iyileşmiş ve tıbbın gelişmesine katkılarına devam etmiştir.
• Düzenli sülük uygulaması yaptırdığı bilinenlerin arasında Napolyon, Stalin, Rus Çarları ve Rus aristokratlarını sayabiliriz.
• Şu an Almanyada Essen ve Berlinde iki sülük araştırma enstitüsü bulunmaktadır.
• Almanya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerindeçeşitli üniversitelerde özellikle 1960 tan sonra artan şekilde sülükle ilgili araştırmalar yapılmaktadır.
• ABDde 2004’te Plastik Cerrahi dalında 2005’te de tüm tıp dallarında kullanılmak üzere sülük tedavisi kabul edilmiştir ve tıbbi kullanımı hızla yayılmaktadır.
• Sülüğün eskiden sadece pis kanı emdiği düşünülürken 19. Yüzyılın sonlarında hirüdin adı verilen bir enzimi salgıladığı bulunmuştur.
• Daha sonra giderek artan şekilde başka birçok enzim salgıladığı bulunmuş ve bunlardan 30-40 kadarının tıbbi ve biyolojik etkileri oldukça iyi çalışılmış durumdadır. Elektroforez yöntemiyle yapılan calışmalarda daha henüz detayları çalışılmamış 100 den fazla enzimin sülük tarafından salgılandığı bilinmektedir.

Sülükle tedavi anlamına gelen Hirudoterapi, antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar M.Ö. XV. yüzyılda yaşamış Babilli hekimlere kadar gitmektedir. Yine M.Ö. III. yüzyılda Mısır hekimlerinin vazgeçilmez tedavi yöntemleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca MÖ. 2. yüzyılda Ege kıyılarında yaşamış olan hekim Nikandros, M.S. I yüzyılda Yunan hekim Pliniy ve M.S. II. yüzyılda yaşamış olan Galen sülük tedavisi uygulamışlardır. İbn-i Sina’nın kitaplarında da sülük tedavisi yerini almıştır. Ne var ki, 20. yüzyılda doğadan elini çeken insanlık sülük tedavisini unutmuştur. Ta ki bundan birkaç on yıl önce Amerikalı araştırmacı Roy Sawyer sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerini ortaya koyup dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini (Biopharm – İngiltere) kurana dek…

Sülüklerin tarihi ve “Hirudoterapi”

Sülükler halkalı solucan türündendir. Canlıların kanını emerek yaşamını sürdüren dış parazit (ektoparazit) olarak tanımlanırlar. Bilinen 650 çeşit sülük türü vardır. Fakat tıbbi uygulamalarda kullanılan Tıbbi Sülük “Hirudo medicinalis” dir.
Tıbbi sülüğün baş kısmında gözleri bulunmaktadır. Ve ağız yapısında üç çenesi, yutağın etrafında tükrük bezleri mevcuttur. Tükrük bezleri besin olarak alınan kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin salgısı ihtiva eder. Keskin çenelerinin yardımıyla derinin 1,5 mm derinliği boyunca ısırabilirler, emdiği kan hacmi yaklaşık 5-15ml dir. Isırdığı yerden ayrıldıktan sonra bölgede (yaklaşık olarak 3 – 24 saat) kanama olabilir. Bir tedavi seansında çoğunlukla bireyler 5 ile 12 adet tıbbi sülük uygulamaktadırlar..
Sülükle Tedavi’nin Latince ismi Hirudoterapi ‘dir.
Sülükler binlerce yıldır tedavi edici amaç için kullanılmıştır. Mısırlı firavunların sülükleri tedavilerde kullandıkları da saptanmıştır. Daha sonra büyük Hipokrat doktorlarından Galenus Avitsenna sülüklerin yardımıyla, hastaların acılarını dindirdiği bilinmektedir. Orta çağ döneminde Avrupa’da sülükler, birçok hastalığın tedavisi için uygulanmış ve resmi olarak kullanılması onaylanmıştır.

Hirudoterapi özellikle, XVIII. yüzyılı sonuna doğru ve XIX. yüzyılın yarısına doğru yaygın olarak uygulanmıştır. Ancak, o zaman doktorlar sülüklerin tıpta kullanılmalarına çok önem verdiler. Doktorlar bir çok hastalıklarda sülükleri kullandı ve 200 hastalığı iyileştirdi. Kontrol edilemeyen sülük kullanımı, Hirudoterapi’ ye kuşkuyla bakılmasına sebep olmuştur ve çok sayıda doktor bu tedavi şeklini reddetmiştir.
Bugün tıbbi sülüklerle yapılan tedaviye ilginin artması, bu tedavi şekline güveni ve doğal tedaviye dönüşü göstermektedir. Hirudoterapi’ye övgü değildir, sadece insan sağlığı yönünde tedbirli ve mantıklı bir davranışın işaretidir.
Hirudoterapi ‘ nin tedavi edici etkisi çeşitli etkiler gösterir. Organların işleyiş biçimi, Refleks sistemi ve biyolojik etkileri. Sülükleri genellikle hastanın derisinde refleks hareketi meydana getiren noktalara uygulanır. Sülükler ısırdığı noktadaki mekanizmayı harekete geçirir ve kan akışının sağlanmasında oldukça başarılıdır. İkinci olarak, daha sonra sülüğün ısırdığı bölgede bir süre kan akışı meydana gelir.Ve üçüncü olarak kan emilirken içinde 100 ‘den fazla enzimin bulunduğu salyasını yumuşak bir hareketle insan vücuduna salgılar, vücudun içinde birikip atılamayan sıvıları çeker insan organizmasını düzenler.

elazığ hacamat – elazığ sülük